Daralan pazarda yerli direniş
OSD’nin 2026 ilk 5 ay verileri kritik bir dönüşümü gözler önüne serdi: Toplam pazar yüzde 8 daralırken, yerli otomobilin payı yüzde 35’e yükseldi. Peki bu tablo nasıl oluştu, kalıcı mı?
Otomotiv Sanayii Derneği’nin (OSD) açıkladığı 2026 yılı Ocak-Mayıs dönemi verileri, sektörde yeni bir denklemin şekillendiğine işaret ediyor. Toplam pazar bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8 daralarak 468 bin 507 adede gerilerken, yerli araçların bu küçülen pastadaki payı belirgin biçimde genişledi. Otomobilde yüzde 31’den yüzde 35’e, hafif ticaride yüzde 20’den yüzde 23’e, kamyonda ise yüzde 59’dan yüzde 66’ya yükselen yerli oran, otomotiv tarihimizde ender görülen bir tabloyu ortaya koyuyor.
Üretim düştü, ihracat gelir bazında kazandı
Yılın ilk 5 ayında toplam otomotiv üretimi yüzde 10 azalarak 538 bin 718 adet oldu. Otomobil üretimindeki gerileme yüzde 20 ile öne çıkarken, ticari araç üretimi yüzde 6 artarak sektörün can simidi olmaya devam etti. Ağır ticari araç üretimi yüzde 8, hafif ticari araç üretimi de yüzde 6 büyüdü. Sektörün kapasite kullanım oranı yüzde 61 ile sınırlı kaldı; traktörde bu oran yalnızca yüzde 27’ye geriledi. İhracat cephesinde ise adet-değer makası dikkat çekici biçimde açıldı. Adet bazında ihracat yüzde 15 düşerek 373 bin 825 adede geriledi; ancak dolar bazında toplam otomotiv ihracatı yüzde 2 artışla 16,6 milyar dolara ulaştı. Türkiye, toplam ihracattan aldığı yüzde 18 payla otomotivi sektörler sıralamasında yine ilk sıraya taşıdı. Bu tablo, daha az araç ihraç edilmesine rağmen daha yüksek katma değerli ürünlerin yurt dışına gönderildiğine işaret ediyor.
Daralan pazarda yükselen yerli artışı: Üç temel neden
OSD verilerinin en çarpıcı satırı, büyüyen bir piyasada değil; küçülen bir pazarda yerli araç payının artmış olmasıdır. Bu paradoks nasıl açıklanabilir?
1. Vergi politikası ithal aracı pahalılaştırdı. Eylül 2025’te Resmi Gazete’de yayımlanan 10436 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, AB ve Serbest Ticaret Anlaşması kapsamı dışındaki ülkelerden ithal edilen araçlara ciddi ek mali yükümlülükler getirdi. Yalnızca elektrik motoruyla çalışan binek otomobillerde gümrük vergisine ek olarak araç başına minimum 8.500 dolar, harici güç kaynağıyla şarj edilen hibritlerde ise minimum 7.000 dolarlık ek yükümlülük uygulamaya girdi. Vergi zincirinin kademeli çalışması nedeniyle bu yük ÖTV ve KDV ile katlanarak son tüketiciye yansıdı; başta Çin menşeli markalar olmak üzere pek çok ithal modelin fiyatı rekabetçiliğini yitirdi.
2. TOGG hacim kazandı, elektrikli segment büyüdü. Ocak-Mayıs döneminde TOGG, T10X modeliyle 9 bin 70 adet ve T10F modeliyle 7 bin 675 adet satış gerçekleştirerek elektrikli otomobil pazarında ilk iki sırayı bırakmadı; tam elektrikli araç satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 artarak 65 bin 805 adede ulaştı. Elektrikli ve hibrit otomobillerin toplam pazardaki payı 2026’nın ilk dört ayında yüzde 51,4’e yükseldi. Yerli üreticinin tam da bu dönüşümün merkezinde konumlanması, pazar payı artışının motorunu oluşturdu.
3. Yerlilik oranları tedarik zincirinde de yükseliyor. 2026 beyanlarına göre marka bazlı yerli katkı oranları TOGG’da yüzde 81,52, Tofaş’ta yüzde 57,43, Hyundai’de yüzde 57,13, Toyota’da yüzde 48,58 ve Renault’da yüzde 47,22 olarak şekillendi. Bu tablo, elektrikli araç üretimine ağırlık veren markaların yerlilikte daha avantajlı bir konuma geçtiğini ortaya koyuyor.
Böyle devam eder mi?
Kritik soru bu. Yerli araç payındaki artışın kalıcı olup olmayacağı, birbirine bağlı birkaç değişkene kalmış durumda.
Olumlu taraf: Vergi politikasının yapısal niteliği ve TOGG’un model gamını genişletme planları, yerli payı destekleyen koşulların süreceğine işaret ediyor. Bu tabloya 2026’nın en çarpıcı iki yeniliği de katkı sunuyor. OYAK ve Renault’nun 400 milyon Euro’luk yatırımının ürünü olan Renault Boreal, Bursa’daki Oyak Renault fabrikasında banttan inerek bu hafta Türkiye’de satışa sunuldu. Yüzde 40’ın üzerinde yerli katkı oranıyla ÖTV muafiyetinden yararlanabilen Boreal, 1.3 TCe ve E-Tech tam hibrit seçenekleriyle C-SUV segmentinde rakip olacak; Türkiye’den 30’u aşkın ülkeye ihraç edileceği de açıklandı. Takvimin biraz ilerisinde ise Hyundai’nin İzmit fabrikasında üretilecek tam elektrikli modeli IONIQ 3 var. Ağustos 2026’da seri üretime girecek ve Eylül itibarıyla Türkiye yollarında satışa sunulacak olan IONIQ 3, yabancı otomotiv üreticileri arasında Türkiye’de üretilecek ilk tam elektrikli otomobil unvanını taşıyacak. 2026 yılı için 15 bin, 2027 için ise 45 bin adetlik üretim hedefi oldukça iddialı. Yerli hafif ticari araç satışlarının da güçlü seyretmesi, eğilimin otomobille sınırlı olmadığını gösteriyor.
Riskler: Üretim tarafındaki kapasite kullanım oranının yüzde 61’de kalması ve otomobil ihracatının hem adet hem de dolar bazında gerilemiş olması, sektörün tümü için endişe vericidir. Avrupa pazarındaki talebin zayıflaması ihracat gelirlerini baskılamaya devam edebilir. Ayrıca Kasım 2026’dan itibaren AB’de zorunlu hale gelecek Euro 7 emisyon standardının araç maliyetlerini yukarı çekeceği ve bu durumun yerli-ithal denklemini yeniden şekillendirebileceği göz ardı edilmemeli.