enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

Hürmüz Boğazı’nın kapanması tedarik sektörünü etkiler mi?

Hürmüz Boğazı’nın kapanması tedarik sektörünü etkiler mi?
23.06.2025
A+
A-

Petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticareti için önemli bir güzergah olan Hürmüz Boğazı’nın kapatılması her sektörü olduğu gibi tedarik sanayini de etkileyecek. Konuyla ilgili konuşan TAYSAD Başkanı Birinci, “Coğrafyamızdaki olumsuzluklar çoğunlukla petrol fiyatlarını tetikliyor bu da artan maliyet ve enflasyon olarak geri dönüyor. Fakat Türkiye’nin stratejik konumu ve üretim esnekliği sayesinde tedarik güvenliğinde önemli bir alternatif olarak öne çıkmaya devam ediyoruz” dedi.

Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Yakup Birinci, Türkiye otomotiv sanayisinin 2025 yılının ilk 5 ayında küresel dalgalanmalara rağmen dirençli bir performans sergilediğini söyledi. Ocak-Mayıs döneminde toplam araç üretiminin 632 bin adetle geçen yıla kıyasla yüzde 2,9’luk sınırlı bir düşüş gösterdiğini kaydeden Birinci, “Bu gerileme sektörün genel gücünü sarsmadı çünkü iç pazarda büyüme ve ihracatta artış ile dengeler korundu” dedi. İç satışların yüzde 3,1 artışla 507 bin adede ulaştığını belirten Birinci, 2017’ye göre satışlarda yüzde 55,8’lik artış yaşandığını vurguladı. Elektrikli ve hibrit araçlara olan talebin çeşitliliği artırdığını belirten Birinci, krediye erişim sorunları ve yüksek faizlerin alt segment tüketicileri olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.

İHRACAT ARTIŞTA AMA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RİSKİ VAR

Sektörün ihracat tarafında ise güçlü bir ivme yakaladığını söyleyen Yakup Birinci, ilk 5 ayda araç ihracatının yüzde 5,3 artarak 440 bin adede çıktığını, toplam otomotiv ihracatının ise yüzde 10,1 artışla 16,59 milyar dolara ulaştığını aktardı. Tedarik sanayi ihracatının da 6,51 milyar dolara yükseldiğini belirten Birinci, “Ancak bugünkü ihracat, birkaç yıl önce alınan projelerin meyvesi. Yeni projeler alamazsak ihracatta düşüş kaçınılmaz olur” diye konuştu.

TÜRKİYE KÜRESEL ÜRETİM SIRALAMASINDA ÜST LİGDE

Türkiye’nin üretim adetleri açısından dünyada 10-11, satışta ise 14-15. sırada yer aldığını ifade eden TAYSAD Başkanı, bu başarının yalnızca büyük üreticiler değil, güçlü tedarik ekosisteminin ve nitelikli iş gücünün ortak eseri olduğunu söyledi. Türkiye’nin Avrupa’ya lojistik yakınlığının yatırım çekme potansiyelini artırdığını vurgulayan Birinci, KOBİ’lerin dijital dönüşümünde yaşanan gecikmelerin verimlilik riskine yol açabileceğini dile getirdi.

TEDARİKTE DÖNÜŞÜM VE KAPASİTE SORUNU BİRLİKTE BÜYÜYOR

Birinci, elektrikli araçlarla birlikte bazı komponent gruplarında dışa bağımlılığın arttığını ve yerli firmaların bu alanlara yatırım yapmaları gerektiğini belirtti. Ancak mevcut yatırımlar tam kapasiteye ulaşmadan yeni yatırımların zor olduğunu dile getiren Birinci, “TAYSAD olarak, bu alanda yatırım yapacak firmaları desteklemek üzere bir Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF) kurmayı hedefliyoruz” dedi.

ÇİNLİ MARKALAR VE KÜRESEL TEDARİKÇİLER TÜRKİYE’YE YÖNELİYOR

Çinli markaların Türkiye’ye yönelik yatırım kararlarının yalnızca üreticileri değil, küresel tedarikçileri de Türkiye’ye çektiğini belirten Birinci, bu sürecin yerli firmalar için teknoloji transferi ve ihracat bağlantıları açısından fırsatlar sunduğunu söyledi. Ancak bugünkü maliyetlerle Çin’den ithal ürünlerle rekabet etmenin güç olduğunu da sözlerine ekledi.

YENİ YATIRIMLAR İÇİN ESNEK ÜRETİM ŞART

Birinci, tedarik sanayisinin yeni dönemde adet bazlı ve ürün çeşitliliği anlamında büyüyeceğini ancak esnek hatlara yatırım yapılmadıkça atıl kapasitenin değerlendirilemeyeceğini belirtti. “Bugün için düşük talep sebebiyle boşta kalan kapasite, yarın artacak talep için hazır tutulmalı. En verimli çözüm, küçük yatırımlar ve esnek hatlarla mevcut kapasiteyi geliştirmek” dedi.

JEOPOLİTİK RİSKLER VE İSTİHDAM BASKISI SÜRÜYOR

“Ne yazık ki küresel jeopolitik riskler, tedarik zincirlerinde öngörülemezliği artırıyor” diyen Birinci, “Özellikle Avrupa’da tüketici talebinin yavaşlaması ve lojistik maliyetlerin artması gibi nedenlerle ihracat tarafında belli dönemlerde durgunluk gözlemliyoruz. Ancak Türkiye’nin stratejik konumu ve üretim esnekliği sayesinde tedarik güvenliğinde önemli bir alternatif olarak öne çıkmaya devam ediyoruz. Tabii ki, coğrafyamızdaki olumsuzluklar çoğunlukla petrol fiyatlarını tetikliyor bu da artan maliyet ve enflasyon olarak geri dönüyor” ifadesini kullandı.