Otomotivde yeni savaş başladı!
Markalar artık sadece otomobil değil, finansman da satıyor. Halkaya en son eklenen Hyundai Türkiye’nin leasing hamlesiyle rekabet yeni bir boyuta taşındı. Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde hemen her marka kendi finansman modelini sunacak.
Türkiye otomotiv sektöründe yıllardır rekabet; yeni model, motor teknolojisi, yakıt tüketimi ve donanım seviyeleri üzerinden şekilleniyordu. Ancak yükselen araç fiyatları, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve değişen müşteri beklentileri, markaları farklı bir yarışın içine soktu. Artık showroomlarda yalnızca otomobiller değil, finansman paketleri de yarışıyor. Bu dönüşümün son halkası Hyundai Türkiye oldu. Marka, ticari işletmelere yönelik Hyundai Leasing hizmetini devreye alarak müşterilerine araçla birlikte finansal kiralama seçeneği sunmaya başladı. Sektör temsilcilerine göre bu adım, yalnızca yeni bir finansman ürünü değil; otomotiv sektöründe rekabetin yön değiştirdiğinin en somut göstergelerinden biri.
REKABETİN MERKEZİ DEĞİŞTİ
Bugüne kadar otomobil satın alırken tüketicilerin ilk baktığı kriterler fiyat, performans ve donanımdı. Artık bu listenin başında aylık ödeme tutarı, finansman maliyeti ve ödeme planı yer alıyor. Özellikle son yıllarda araç fiyatlarının hızla yükselmesi ve kredi maliyetlerinin artması hem bireysel kullanıcıları hem de şirketleri alternatif finansman modellerine yöneltti. Bunun sonucunda otomotiv markaları da klasik araç satıcısı kimliğinden çıkarak müşterilerine finansman sağlayan çözüm ortaklarına dönüşmeye başladı. Sektör uzmanları, önümüzdeki dönemde otomobil satın alma kararını belirleyecek en önemli unsurun aracın teknik özelliklerinden çok, markanın sunduğu finansman modeli olacağını değerlendiriyor.
HYUNDAI’DEN STRATEJİK ADIM
Hyundai Türkiye tarafından hayata geçirilen Hyundai Leasing sistemi, özellikle ticari işletmeleri hedefliyor. Sistem sayesinde şirketler araç bedelini tek seferde ödemek yerine uzun vadeli finansal kiralama modeliyle araç sahibi olabiliyor. Bu yöntem, işletmelerin nakit akışını korurken yatırım sermayesini üretim, ihracat ve büyüme planlarına yönlendirmesine imkân sağlıyor. Özellikle KOBİ’ler, filo yönetimi yapan şirketler ve hizmet sektöründe faaliyet gösteren işletmeler için önemli bir alternatif oluşturuyor.
OTOMOBİL SATMAK ARTIK YETMİYOR
Sektörde yaşanan değişimin temelinde müşteri bağlılığını artırma hedefi bulunuyor. Eskiden otomobil satışı, aracın teslim edilmesiyle sona eriyordu. Bugün ise markalar müşteriyi satış sonrasında da kendi ekosistemlerinde tutmaya çalışıyor. Finansman, servis, bakım, ikinci el yönetimi, geri alım garantisi ve mobilite hizmetleri artık tek bir zincirin halkaları olarak görülüyor. Bu nedenle otomotiv üreticileri, müşteriye yalnızca otomobil değil, bütüncül bir kullanım deneyimi sunmayı hedefliyor.
LEASING NEDEN ÖNEM KAZANDI?
Leasing sistemlerinin yeniden gündeme gelmesinin arkasında birçok ekonomik neden bulunuyor. Araç fiyatlarının tarihi seviyelere ulaşması, yüksek kredi faizleri ve işletmelerin nakit akışını koruma isteği finansal kiralamayı daha cazip hale getiriyor. Şirketler, milyonlarca lirayı araç satın almak yerine faaliyetlerini büyütecek yatırımlara ayırmayı tercih ediyor. Uzmanlara göre bu model, özellikle ticari araç ve filo pazarında önümüzdeki yıllarda daha da yaygınlaşacak.
AVRUPA’DA YILLARDIR UYGULANIYOR
Türkiye’de yeni yeni gündeme gelen bu model, Avrupa’da uzun yıllardır otomotiv sektörünün temel satış yöntemlerinden biri olarak kullanılıyor. Başta Almanya, İngiltere ve Fransa olmak üzere birçok ülkede kurumsal araç satışlarının önemli bölümü finansal kiralama yoluyla gerçekleştiriliyor. Premium markalarda ise bireysel müşteriler bile otomobili satın almak yerine belirli süreli kullanım modelini tercih ediyor. Uzmanlar, Türkiye pazarının da benzer bir dönüşüm sürecine girdiğini belirtiyor.
YENİ REKABETİN ADI: FİNANSMAN
Otomotiv sektöründe artık rekabet yalnızca motor hacmi, donanım seviyesi veya kampanya fiyatlarıyla sınırlı değil.
Markalar;
– daha düşük aylık ödeme,
– daha uzun vade,
– daha düşük maliyet,
– esnek finansman,
– leasing,
– geri alım garantisi,
– mobilite çözümleri gibi hizmetlerle de müşteriyi kazanmaya çalışıyor.
Sektör temsilcileri, önümüzdeki dönemde hemen her markanın kendi finansman veya leasing modelini daha da güçlendireceğini, rekabetin showroomlardan finansman masalarına taşınacağını ifade ediyor.
LEASİNG VE FİNANSMAN YARIŞINDA KİMLER VAR?
Hyundai Türkiye’nin finansal kiralama hamlesi sektörde tek örnek değil. Türkiye otomotiv pazarında birçok marka uzun süredir kendi finans şirketleri veya iş ortakları aracılığıyla müşterilerine kredi ve finansal kiralama çözümleri sunuyor.
Örneğin, Borusan Otomotiv ve Mercedes-Benz bireysel ve kurumsal müşterilere yönelik finansman ve finansal kiralama seçenekleriyle faaliyet gösterirken, Toyota Finans anlaşmalı finans kuruluşları üzerinden markaya özel kredi çözümleri sunuyor. Stellantis Grubu bünyesindeki Peugeot, Opel, Citroën, DS Automobiles, Alfa Romeo, Jeep ve FIAT markaları ise Koç Stellantis Finansman aracılığıyla taşıt kredisi ve kurumsal finansman hizmetleri sağlıyor. Son olarak Hyundai Türkiye de Hyundai Leasing ile özellikle ticari işletmeleri hedefleyen finansal kiralama modelini devreye alarak bu rekabete katıldı. Ancak sektör temsilcileri, önümüzdeki dönemde rekabetin yalnızca kredi kampanyalarıyla sınırlı kalmayacağını, markaların doğrudan leasing, abonelik modeli, geri alım garantisi ve esnek ödeme paketleriyle müşteriyi kendi ekosistemlerinde tutmaya çalışacağını öngörüyor.