‘ÖTV sistemi matrise döndü!’
Mevcut ÖTV sisteminin hem tüketicinin otomobile erişimini zorlaştırdığını hem de teknolojideki dönüşüm karşısında giderek daha karmaşık ve işlevsiz hale geldiğini belirten Toyota Türkiye CEO’su Bozkurt: “Otomobil teknolojisinin ulaştığı nokta ile Türkiye’deki ÖTV hesaplama sistemi, artık örtüşmüyor.”
İstanbul’da düzenlediği sürüş etkinliğinde Toyota Türkiye, yeni nesil RAV4 Hybrid ve Hilux modellerinin tanıtımını yaptı. Dünyanın en çok satan SUV modeli olan RAV4 ve dünyanın en çok satan pick-up modellerinden biri olan Hilux’ın ruhuna uygun sürüş parkurunda, basın mensupları tarafından test edildi. Araçların tanıtımından sonra gazetemize özel açıklamalarda bulunan Toyota Türkiye CEO’su Ali Haydar Bozkurt, Türkiye’de en çok konuşulan ve otomotiv sektörünün en tartışmalı başlıklarından olan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ile ilgili sorularımızı yanıtladı.
‘ÖTV sistemi çok karışık hale geldi’
Mevcut sistemin yıllar içinde giderek karmaşıklaştığını belirten Bozkurt, “Otomobil teknolojisinin ulaştığı nokta ile Türkiye’deki ÖTV hesaplama sisteminin artık örtüşmüyor. ÖTV sistemi, yaklaşık 20 yıl önce motor hacmi üzerinden daha basit bir yapıya sahipken, bugün, motor hacminin yanı sıra aracın elektrikli olup olmaması, üretildiği ülke ve motor gücü gibi çok sayıda kriterin devreye girdi. Eskiden 1.6 litre altı, 2 litre ve 2 litre üstü gibi daha basit bir yapı vardı. Şimdi o kadar çok şey girdi ki tablo bir matrise dönüştü. Çok karışık bir hale geldi” dedi.
‘Yakında yeni teknolojiyle buluşmak zorlaşacak’
“ÖTV’nin mevcut haliyle dünyada otomobil teknolojisinin gittiği yer örtüşmemeye başlayacağı için yakında bireyi teknolojiyle buluşturmak daha zor hale gelecek” diyen Bozkurt, “ÖTV’ye yalnızca vergi geliri açısından bakılmamalı. Yüksek vergi yükü bir yandan vatandaşın otomobile ulaşmasını zorlaştırırken, diğer yandan devlet açısından önemli bir gelir kaynağı oluşturuyor. Çözüm yalnızca ÖTV oranlarının artırılması ya da azaltılması değil. Öncelikle sistemin hesaplama yönteminin değiştirilmesi gerekiyor. Geleceğin otomotiv teknolojilerine uygun yeni bir vergi sistemi tasarlanmalı” ifadesini kullandı.
‘Sadece tüketici değil, Türkiye için de önemli’
ÖTV’nin daha makul seviyelere çekilmesinin otomotiv pazarını büyüteceğini söyleyen Bozkurt, “Bu yalnızca tüketici açısından değil, Türkiye’nin yatırım merkezi olma hedefi bakımından da önem taşıyor. Daha erişilebilir bir otomobil pazarı, Türkiye’deki araç sahipliğinin dünya ortalamalarına yaklaşmasına katkı sağlayabilir. Zira, otomobil hem iş hayatında hem de sosyal yaşamda temel bir ihtiyaçtır. İç pazarın büyümesi Türkiye’ye yeni yatırımlar açısından da avantaj sağlayacak” değerlendirmesinde bulundu.
ÖTV’nin sıfırlanması yeniden gündeme gelir mi?
Daha önce Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) çatısı altında gündeme getirdikleri, 10 yılda ÖTV’nin sıfırlanması önerisinin hatırlatılması üzerine de açıklama yapan Bozkurt, “Devletin önemli bir vergi gelirinden bir anda vazgeçmesi gerçekçi olmaz. Bunun yanında ani bir vergi değişikliği, mevcut araçların değerinde sert kayıplara neden olacağı gibi, özellikle kiralama ve leasing şirketlerinin filolarının değer kaybetmesi yeni bir sorun meydana getirecektir. Bu nedenle kademeli bir geçiş önermiştik. Fakat bu öneri Covid-19 salgınının ardından gündemden düştü ve yeniden gündeme gelip gelmeyeceği konusunda ise şu aşamada bilgim yok” diye konuştu.
Alternatif finansman modellerine dikkat!
BDDK’nın otomobil kredilerine ilişkin düzenlemelerinin uzun süredir güncellenmediğini söyleyen Bozkurt şunları söyledi: “Finansmana erişimin zorlaşması tüketicileri alternatif finansman modellerine yöneltti. Bu boşluk bazı durumlarda daha küçük ve yeterince denetlenmeyen yapılara alan açabiliyor. Özellikle tasarruf finansmanı alanında faaliyet gösteren küçük firmalar konusunda tüketiciler dikkatli olmalı.” Öte yandan Bozkurt, “Türkiye’nin otomotivde hem tüketicinin araca erişimini kolaylaştıracak hem de geleceğin elektrikli ve yeni nesil araç teknolojilerine uyum sağlayacak öngörülebilir, sade ve uzun vadeli bir vergi sistemine ihtiyacı var” açıklamasını yaptı.
‘Yaşlı araç çöplüğüne dönüşüyoruz’
Türkiye’deki eski araçların üzerlerindeki yüksek vergi nedeniyle başka pazarlarda rekabetçi fiyatla satılamadığını ifade eden Bozkurt, bunun doğal sonucu olarak araç parkının yaşlanmaya devam ettiğini söyledi. “Yaşlı araç çöplüğüne dönüşüyoruz” açıklamasını yapan
Bozkurt şöyle konuştu: “Mevcut ÖTV baremleri otomotiv teknolojisindeki gelişmeler karşısında da sorgulanması gerekiyor. Yaklaşık 30 yıl önce belirlenen 1.6 ve 2 litre motor hacmi baremleri hâlâ sistemin temel unsurlarından biri. Fakat günümüzde 2 litrelik bazı motorların 1.6 litrelik motorlardan daha verimli, daha düşük emisyonlu ve daha düşük yakıt tüketimine sahip olabiliyor.”
Ticari araçta fiyat değil, dayanıklılık belirleyici
Türkiye’de pick-up ve hafif ticari araç pazarına giren Çinli markalara ilişkin de konuşan Bozkurt, “Fiyat rekabeti her zaman kendisine bir pazar payı oluşturacaktır. Yalnız, ticari araç müşterisinin satın alma kararında yalnızca fiyat belirleyici değil. Ticari aracın tekeri döndükçe sahibi para kazanıyor. Durduğu zaman iş duruyor. Bu nedenle ticari araç kullanıcıları, araç satın alırken servis, yedek parça ve onarım hızını yakından değerlendiriyor. Özellikle ağır çalışma koşullarında kullanılan araçlarda dayanıklılık kritik bir kriter. Örneğin madencilik sektöründe, yer altında ve zorlu koşullarda çalışan araçların arızalanması, yalnızca araç sahibine değil, operasyonun tamamına ciddi maliyet getirebiliyor.”