Pazar küçüldü hibrit büyüttü
Otomobil pazarı daralırken satışını artıran tek motor hacmi grubu 1600-2000 cc oldu. İlk bakışta şaşırtan yükselişin arkasında hibrit teknolojisinin yaygınlaşması, belirli modellerdeki avantajlı ÖTV yapısı ve SUV talebindeki artış yer alıyor.
Türkiye otomotiv pazarı yılın ilk yarısında küçülürken, motor hacmi bazında dikkat çeken sürpriz bir tablo ortaya çıktı. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine göre, 2026’nın Ocak-Haziran döneminde otomobil ve hafif ticari araç pazarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,19 daralarak 558 bin 179 adede geriledi. Aynı dönemde otomobil satışları yüzde 9,79 düşüşle 440 bin 234, hafif ticari araç satışları ise yüzde 1,69 azalışla 117 bin 945 adet olarak gerçekleşti.
Pazar genelinde daralma yaşanmasına rağmen motor hacmi kırılımında yalnızca 1600-2000 cc sınıfındaki otomobiller büyüme gösterdi. Bu gruptaki satışlar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,2 arttı. İlk bakışta “Türk tüketicisi yeniden büyük motorlu otomobillere yöneldi” yorumuna neden olabilecek bu tablo, aslında otomotivde yaşanan teknolojik dönüşümün sonucu olarak değerlendiriliyor.
Artık motor hacmi değil hibrit teknolojisi belirleyici
Uzun yıllar boyunca Türkiye’de otomobil tercihinde en önemli kriterlerden biri motor hacmiydi. Çünkü motor büyüdükçe hem yakıt tüketimi hem de vergi yükü artıyordu. Ancak hibrit teknolojisinin yaygınlaşmasıyla birlikte bu denge değişmeye başladı. Bugün 1.8 litrelik tam hibrit bir otomobil şehir içinde yaklaşık 4-5 litre yakıt tüketebiliyor. Dolayısıyla tüketiciler artık yalnızca motor hacmine değil, hibrit sistemin sağladığı yakıt ekonomisine ve toplam kullanım maliyetine odaklanıyor.
ÖTV avantajı sadece belirli hibritlerde geçerli
1600-2000 cc sınıfındaki hareketliliğin önemli nedenlerinden biri de hibrit otomobillere yönelik ÖTV uygulaması. Türkiye’de ÖTV artık yalnızca motor hacmine göre belirlenmiyor. Aracın hibrit olup olmaması, elektrik motorunun teknik özellikleri ve ilgili kriterleri karşılaması da vergi oranını doğrudan etkiliyor. Bu kapsamda, 1.8 litrelik tam hibrit ve gerekli teknik şartları sağlayan modeller yüzde 70 veya yüzde 80 ÖTV diliminde yer alabilirken, aynı motor hacmindeki klasik benzinli otomobiller yüzde 150 hatta yüzde 170 ÖTV ile vergilendiriliyor. Ancak bu avantaj tüm hibritler için geçerli değil. Motor hacmi 1800 cc’nin üzerine çıkan birçok tam hibrit model de yüzde 150 veya yüzde 170 ÖTV dilimine giriyor. Bu nedenle “hibrit otomobil” ifadesi her zaman düşük vergi anlamına gelmiyor.
Bu sınıfta hangi modeller öne çıkıyor?
1600-2000 cc motor hacmi grubunda satışa sunulan modeller arasında;
- Toyota Corolla Hybrid
- Toyota Corolla Cross Hybrid
- Toyota C-HR Hybrid
- Renault Duster E-Tech Full Hybrid
- Renault Boreal E-Tech Full Hybrid (yakında satışa çıkacak)
gibi modeller öne çıkıyor.
Özellikle Renault’nun 1.8 litrelik E-Tech Full Hybrid motorunun OYAK Renault Bursa Fabrikası’nda üretilmesi, bu motor hacmi grubundaki hareketliliğin yerli üretim teknolojileri açısından da önem taşıdığını ortaya koyuyor.
SUV talebi de etkili oldu
Uzmanlara göre satış artışının arkasındaki bir diğer önemli neden ise SUV segmentinin büyümesi. Türkiye’de SUV modellerinin pazar payı her geçen yıl artarken, üreticiler bu araçlarda daha çok 1.8 ve 2.0 litrelik hibrit motorlara yöneliyor. Böylece SUV satışlarındaki yükseliş, 1600-2000 cc motor hacmi grubunu da doğrudan destekliyor.
Büyük motora dönüş değil, hibrit dönüşümü
Sektör temsilcilerine göre ODMD verilerindeki yüzde 4,2’lik artış, tüketicinin yeniden büyük motorlu otomobilleri tercih etmeye başladığını göstermiyor. Asıl değişim; hibrit teknolojisinin yaygınlaşması, düşük yakıt tüketimi sunan 1.8 litrelik tam hibrit modellerin çoğalması ve belirli teknik şartları sağlayan araçlara uygulanan daha avantajlı ÖTV oranlarından kaynaklanıyor. Başka bir ifadeyle, Türkiye otomotiv pazarında artık motor hacminden çok kullanılan teknoloji belirleyici oluyor. Aynı motor hacmi sınıfında yer alan iki otomobilden biri yüzde 80 ÖTV ile satılırken, diğeri yüzde 170 ÖTV ödeyebiliyor. Tüketicinin tercihini belirleyen unsur da artık silindir hacmi değil; hibrit sistemin sunduğu verimlilik, kullanım maliyeti ve vergi avantajı oluyor.