enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Aracınızı mutlaka yükseltin

Aracınızı mutlaka yükseltin
20.05.2020
A+
A-

Her meslekten, her konumdan insanı aynı buluşturan offroad tutkusunu ve bir offroad aracı nasıl olmalı? sorusunu IBM Türkiye Kıdemli Bulut Bilişim Çözümleri Mimarı olan Bora Taşer’e sorduk. İşte Taşer’in offroad hikayesi:

– Offroad’a başlama hikayenizi anlatır mısınız?

Bu hikaye bende çok eskiye dayanıyor. Henüz 7-8’li yaşlarımda iken babamla birlikte bol bol ava ve doğa gezilerine giderdik. O zamanlar bugünkü gibi arazi araçlarının hiçbiri yoktu pazarda. Bir gün, sanırım sene 1986-87 olması lazım. Konya’da Cihanbeyli ovasına kaz avına gittiğimizde hava kuru ve yağışsız olduğu için eski TOFAŞ marka aracımızla ovanın ortasına kadar gidip hazırlıklarımızı yapıp av saatinin gelmesini bekledik. Bir anda kararan hava ile ortalık toz duman içinde kalmış ve aniden gelen sert rüzgarın getirdiği soğuk ve kar yağışı ile bütün ova bildiğimiz balçık içinde kalmıştı. Tabii aracımız 1985 model arkadan itişli Tofaş Kartal idi ve aracımızda o dönemlerde bile zor bulunan kar lastiği de yoktu. Ki çamurda kar lastiğinin faydası tartışılır. Bildiğiniz asfalt lastikleriyle ovanın ve çamurun ortasında kalmıştık. Saatler süren çamurla mücadelemizin tam ortasında Lada Niva’sı olan başka bir avcı gözümüzün önünden yavaş ama emin adımlarla hiç zorlanmadan geçip gitti. İşte o gün babamın ve benim gözümüzdeki ilk 4×4 aşkı alevlenmişti ☺)

Saatlerce uğraşıp zar zor kendimizi otoyola atar atmaz, İstanbula döndük. Ertesi gün Lada Niva aramaya başladık. Ve sonunda 1992 model eski ama sağlam bir Lada Niva aldık ve baba oğul ormanlarda, dağlarda bol bol gezdik, çamura battık ve bu işin temel prensiplerini öğrenmeye başladık. Ehliyet aldıktan sonra arkadaşlarımla hafif parkurlu offroad gezilerine gitmeye başladım. Ve benim için doğa ile mücadele sporlarından biri olan offroad macerası da böylelikle başlamış oldu.

AĞIR DEVİR SİSTEMİNİN OLMAMASI BÜYÜK EKSİKLİK

 – Neden Amarok?

Aslında bu sorunun tek bir cevabı yok. Olmamalı da. VW Amarok’u tercih etmemdeki en önemli etkenlerden biri normal bir binek aracına çok yakın sürüş konforu ve dinamiklerinin olmasıydı. Özellikle ailece yaptığımız uzun seyahatlerde konfor benim için önemli bir faktördür. Buna ek olarak altyapısının normal binek araçlara nispeten daha sağlam olması ve 4×4 sisteminin başarılı olması Amarok’u tercih etmemdeki diğer önemli bir etken oldu. VW Amarok’un 2.0 BiTDI 180 HP 8 ileri şanzımanlı versiyonunu tercih ettim. Bu motor, 8 ileri meşhur ZF şanzımanla birleşince gerçekten çok üstün bir sürüş performansı ve sağlamlığı sunuyor. Diğer birçok pick up’tan farklı olarak 4Motion, sürekli 4 tekerlekten çekiş sağlarken, ön ve arka akstaki çekiş gücüne göre tork dağılımını 60:40 – 20:80 aralığında ayarlayan şanzıman, normal şartlarda güç 40:60 şeklinde bir dağılımla çalışıyor. Bu da ani zemin değişikliklerine anlık olarak cevap verebilen ve sürüş güvenini artıran bir çekiş sistemi olarak karşımıza çıkıyor.

Amarok’ta hafif offroad yaparken yaşadığım en büyük eksiklik Low tabir ettiğimiz Ağır Devir sisteminin olmamasıydı. Şanzuman sürekli High konumunda çalıştığı için zorlu şartlarda uzun süre çekiş kayıbı olan zeminlerde tekerlerin sürekli patinaja düşmesi şanzımanın da aşırı ısınmasına ve şanzıman ısındı uyarısı vererek arabayı güçten kesmesine yol açıyor. Bu da maalesef bazı durumlarda ya dik bir rampanın ya da çamurlu bir arazinn ortasında ısınan şanzımanla başbaşa kalmanıza yol açabiliyor. Bunun çözümü 3 ila 5 dakika arası bekleyerek şanzumanı soğutmak oluyor. Tabii benzer durum tekrar başınıza gelebiliyor.

Ancak yine de hafif arazi parkurlarında doğa ile başbaşa vakit geçirmek ve şehre döndüğünüzde bir otomobil konforunda seyahat etmek istiyorsanız Amarok gerçekten ilk tercihiniz olabilir.

– Bir offroad aracı nasıl olmalı?

Hazır VW Amarok’tan söz açılmışken Amarok’a özel yaptıklarım ve yapılabileceklerden bahsedebiliriz. VW Amarok benim ilk pick up aracım oldu. Onunla birçok doğa aktivitelerine katılma fırsatı buldum. Her ne kadar safkan bir arazi aracı olmasa da VW Amarok, yabancıların Overlanding diye tabir ettiği hafif parkurlu doğa gezileri için çok doğru bir tercih olacaktır. Tabii ki aracı yükseltmek ve lastiklerini değiştirmekle başladım işe ilk olarak. 5 cm kupa yükseltme ve daha büyük çaplı ve yanaklı hafif offroad lastikleri ile aracı fabrika sürüş konforundan ödün vermeden yükselttim. Bu işlemin çok faydasını gördüğümü düşünüyorum. Zira her zaman söylerim, bir arazi aracına yapabileceğiniz en büyük kötülük onu yere yakın tutmaktır. Arazi aracınız ne olursa olsun, hafif parkurlu yerlerde overlanding yapacak dahi olsanız aracınızı mutlaka yükseltmenizi öneririm. Bunu da farklı yollarla yapabilirsiniz. Ama en doğrusu aracınızı lastik ile yükseltmek ve bunu destekleyecek profesyonel bir yükseltme kiti kullanmak olacaktır. Eğer aracınızı 5cm’den daha fazla yükseltecekseniz mutlaka ön aks açılarını ayarlamanız gerekecektir. Bunun için hazır kitler mevcuttur. Aksi takdirde arazide en ufak zorlanmada akslarınız zarar görecektir. Bu işlemlere ek olarak arazi sürüşlerinde özellikle kaya tırmanışlarında oldukça faydalı olacak offroad tipi yan demir basamakları da tercih edebilirsiniz. Bu basamaklar hem aracınızın kaya üzerinden kolayca kaymasını sağlayacak hem de kapı altlarının kayalardan zarar görmesini engelleyecektir. Ekstra olarak altı düz karter koruma ve alt koruma sacı da ekleyebilirsiniz. Tüm bunlar aracınızın zemine oturması durumunda daha kolay kurtarmanızı destekleyecek işlemlerdir.

VİNÇ OLMAZSA OLMAZDIR

Bir arazi aracında olmazsa olmazlardan bir diğeri ise vinçtir. Vinç tercihi yaparken dikkat etmeniz gereken iki temel husus var aslında. Bunlardan birincisi vincin tonaj kapasitesini doğru hesaplamaktır. Genelde aracınızın ağırlığının en az iki katını çekebilecek tonajda vinçler tercih etmelisiniz. Piyasada bu konuda birçok vinç markası mevcut. Benim size nacizane tavsiyem, Çin menşeili vinçler tercih edecekseniz ki fayda/maliyet olarak ön plana çıkıyor bu vinçler. Mutlaka araç ağırlığınızın 2.5 veya 3 katı kapasiteli vinçlere yönelin. Zira Çin menşeili vinçler bazı durumlarda kağıt üzerinde taahhüt ettikleri tonajların gerçek dünyada daha da altında güçler vermektedir. Ayrıca aşırı ısınma olayı da bu vinçlerde biraz daha sıklıkla olmaktadır. Bu nedenle vinç kullanımını mutlaka iyi okuyup öğrenmenizi tavsiye ederim. Vinç konusundaki dikkat etmeniz gereken ikinci önemli husus ise ek şalter korumasıdır. Elektrik olarak kapalı dahi olsalar sürekli akım çeken bu vinçler zaman zaman aşırı akımdan yanma riski oluşturmaktadırlar. Size tavsiyem bu tür bir vinç aldığınızda mutlaka ek bir elektrik kesici şalter koydurmanızdır.

KUM PALETİNİZİ EKSİK ETMEYİN

Son zamanlarda benim de bizzat test ettiğim bir offroad aksesuarını da paylaşmak istiyorum. Kum Paleti. Adının Kum Paleti olması size yanıltmasın. Karda, Kumda hatta çamurda yani tekerlerin çekiş kontrolünü kaybettikleri her türlü zeminde kaybettiğiniz çekiş kontrolünü geri vermektedir. Aracınızda mutlaka bulundurmanız gereken ve benim de özellikle tercih ettiğim bir aksesuardır. Bu aksesuarı şu anda Türkiye’de üreten ve benim de bizzat kullanarak test ettiğim çok başarılı bir marka mevcut. Onun dışında birçok farklı markayı da tercih edebilirsiniz. Pişman olmayacağınızı garanti edebilirim.

BİR ANDA SİS ÇÖKTÜ VE…

– Offroad grubunuzdan ve offroad yaparken yaşadığınız bir anıdan bahseder misiniz?

Tabii offroad yaparken birçok ilginç olayla karşılaşıyoruz. Bunlardan aklımda kalan en ilginç olaylardan biri, 2 sene kadar önce Pürenli yaylasına oğlumla beraber yaptığımız bir expedition gezisinde başımıza geldi. Oğlum henüz 2 yaşında iken birlikte bir offroad ve kamp gezisi için Pürenli yaylasına çıkmaya karar vermiştik. Oldukça zorlu ve çetin geçen parkurlarda zaman zaman vinçle zaman zaman kum paletinin de yardımı ile 1.5 saatlik yolu 6 saatte tamamlayıp yaylaya vardığımızda hava soğuk ve sisliydi. Ben o yorgunlukla çadırımı kurmaya çalışırken diğer yandan oğlumu gözümle takip ediyor fazla uzaklaşmasını engelliyordum. Tam çadırı kurmaya başladığım sırada aniden bir sis bulutu gelip dağın üzerini saniyeler içinde sardı ve göz gözü göremeyecek kadar etrafı kapladı. Maalesef saniyeler içerisinde oğlumu gözden kaybetmiştim. Neyse ki sürekli göz takibinde olduğum için yerini hemen kestirip koşarak oğlumu kucağıma aldım ve olduğumuz yerde sisin geçmesini bekledik. 15-20 dakika içerisinde sis kayboldu ve her şey normalde döndü. İşte bu tatsız ama bir o kadar da macera dolu tecrübe sonrası oğluma seslendiğim zaman bana yüksek sesle buradayım diye cevap vermesini ve olduğu yerde bağırarak beni beklemesini öğrettim. Doğa ile mücadele ederken temkini elden bırakmamak gerektiğini, doğa bize bir kez daha hatırlatmış oldu. Sırf bu nedenle kendime bir araç üstü çadır satın aldım. Artık kampa veya doğa gezilerine gittiğim zaman çadır kurmakla uğraşmadan araç üstü çadırımı hızlıca açıp kullanıma hazır hale getiriyorum.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.