Elektrikli araç arttı sigortada hesap değişti
Türkiye’de yılın ilk 6 ayında trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 17,8’i elektrikli oldu. Elektrikli otomobillerin toplam parktaki payı yüzde 2,5’e yükselirken, sigorta sektöründe batarya, yüksek voltaj sistemi ve şarj ekipmanları yeni risk başlıkları olarak öne çıkıyor.
Türkiye’de elektrikli otomobil pazarı büyüdükçe, bu dönüşümün etkilediği sektörlerin sayısı da artıyor. Bunların başında ise sigorta sektörü geliyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Haziran 2026 Motorlu Kara Taşıtları verilerine göre, ocak-haziran döneminde trafiğe kaydı yapılan 456 bin 50 otomobilin yüzde 17,8’i tamamen elektrikli oldu. Haziran sonu itibarıyla Türkiye’de trafiğe kayıtlı 17 milyon 867 bin 368 otomobilin yüzde 2,5’i de elektrikli araçlardan oluştu. Yeni araç kayıtlarında elektriklinin payı hızla yükselirken, sigorta şirketlerinin karşı karşıya olduğu riskler de geleneksel otomobillerden farklılaşıyor. Çünkü elektrikli araçlarda motor ve yakıt sisteminin yerini yüksek voltajlı batarya, güç elektroniği ve şarj altyapısı alıyor.
Küçük kaza, büyük batarya faturası çıkarabilir
IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, elektrikli araçların geleneksel otomobillerle aynı risk profili üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirtti. Çiftçi, “Elektrikli bir araçta karşı karşıya olduğumuz risk yapısı geleneksel içten yanmalı motorlu araçlardan farklı. Batarya, yüksek voltajlı elektrik sistemi, yazılım altyapısı ve şarj ekipmanları aracın hem değerini hem de olası bir hasarın maliyetini doğrudan etkileyebiliyor” dedi. Bataryanın elektrikli otomobilin en kritik ve maliyetli parçalarından biri olduğunu belirten Çiftçi, kazalarda sadece görünen hasara bakılmasının yeterli olmayacağını söyledi. “Bir kaza sonrasında bataryanın zarar görmesi, yüksek voltaj sisteminde oluşabilecek problemler veya şarj ekipmanlarında meydana gelen hasarlar farklı maliyetler doğurabiliyor” diyen Çiftçi, elektrikli araçlarda hasar değerlendirmesinin daha kapsamlı yapılması gerektiğini ifade etti. Bu durum özellikle kasko poliçelerini önemli hale getiriyor.
Kasko yaptırırken sadece prim fiyatına bakmayın
Elektrikli araç sahiplerinin kasko yaptırırken ilk olarak bataryanın kapsamını öğrenmesi gerekiyor. Çiftçi, “Elektrikli araç kasko poliçesi satın alırken tüketicinin ilk sorması gereken sorulardan biri bataryanın hangi koşullarda ve hangi hasarlar karşısında teminat altında olduğudur” dedi. “Bunun yanında şarj kablosu ve diğer şarj ekipmanlarının kapsamı, şarj sırasında oluşabilecek hasarlar, çekici ve yol yardım hizmetleri ile aracın hangi koşullarda ve nerede onarılacağı da kontrol edilmeli” diyen Çiftçi, “Poliçe seçerken sadece fiyat karşılaştırması yapılmaması gerekiyor. Bir poliçede ‘kasko var’ demek tek başına yeterli değil. Asıl soru, o kaskonun elektrikli aracın gerçek risklerini ne ölçüde karşıladığı olmalı” değerlendirmesinde bulundu.
Risk otomobille sınırlı değil
Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte ev ve iş yerlerindeki şarj altyapısı da sigorta açısından yeni bir alan oluşturuyor. Murat Çiftçi, uygun olmayan elektrik altyapısı, hatalı kurulum ve standart dışı ekipman kullanımının farklı riskler yaratabileceğini belirtti. Çiftçi, “Aracı sigortalayıp şarj sürecini tamamen ayrı düşünmek mümkün değil. Özellikle ev veya iş yerinde kullanılan şarj ünitelerinin yetkili kişiler tarafından ve teknik standartlara uygun şekilde kurulmalı. Şarj istasyonu hasar sigortası ile ilgili mülk poliçelerinin kapsamının da ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor” diye konuştu.
Yangın riskinde doğru değerlendirme şart
Elektrikli araçlarla ilgili en fazla tartışılan konulardan biri de batarya yangınları. Ancak Çiftçi, elektrikli araçların geleneksel araçlardan daha fazla yangına neden olduğu yönünde genelleme yapılmasının doğru olmadığını söyledi. Çiftçi şunları söyledi: “Lityum-iyon bataryaların hasar görmesi halinde ise yangına müdahale, aracın çekilmesi ve sonrasında güvenli şekilde muhafaza edilmesi açısından farklı prosedürler gerekebilir. Sigorta sektörünün görevi riski büyütmek değil; riskin niteliğini doğru anlamak ve buna uygun korumayı oluşturmak. Yangın sonrasında ortaya çıkabilecek kurtarma, çekme, muhafaza ve onarım maliyetleri de değerlendirilmeli.”
İkinci elde batarya geçmişi önem kazanacak
Elektrikli araçların sayısı arttıkça ikinci el piyasasında da yeni bir başlık öne çıkacak: batarya geçmişi. Bugün sıfır olarak satılan elektrikli araçlar birkaç yıl sonra ikinci el piyasasına çıktığında, aracın kilometresi ve kaza geçmişinin yanında bataryanın teknik durumu da alıcı açısından önemli bir kriter haline gelecek. Çiftçi, ikinci el elektrikli araç pazarının büyümesiyle birlikte batarya geçmişi ve teknik kontrollerin daha fazla önem kazanacağını belirtti. Çiftçi, “Elektrikli araç sahiplenme maliyetini hesaplarken sigortayı son aşamada düşünmek yerine satın alma kararının bir parçası haline getirmek gerekiyor. Doğru poliçe, hasar meydana geldikten sonra değil, poliçe seçilirken başlar” dedi.
Sigortada yeni dönem
Elektrikli araç sayısındaki artışın sigorta ürünlerini de değiştireceğini belirten Çiftçi, önümüzdeki dönemde bataryaya özel korumaların, şarj ekipmanlarına yönelik teminatların ve elektrikli araçlara özel yol yardım hizmetlerinin daha fazla gündeme geleceğini söyledi. Araç teknolojisi, batarya özellikleri ve kullanım biçiminin risk değerlendirmesinde daha fazla rol oynayacağını belirten Çiftçi, “Elektrikli araç teknolojisi geliştikçe sigorta ürünleri de gelişecek” dedi. Türkiye’de yeni otomobil kayıtlarının yaklaşık her 6’sından birinin elektrikli olması, dönüşümün artık sadece otomotiv sektörünün meselesi olmadığını gösteriyor. Elektrikli otomobilin yaygınlaşmasıyla birlikte sigortacının baktığı araç da değişiyor, hesapladığı risk de. Bu nedenle elektrikli araç sahibi için kasko seçerken artık yalnızca “Ne kadar ödeyeceğim?” sorusunun değil, “Hangi risklere karşı korunuyorum?” sorusunun da cevabını bilmek gerekiyor.