enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

Stellantis’in Çin hamlesi Türkiye’yi etkiler mi?

Stellantis’in Çin hamlesi Türkiye’yi etkiler mi?
18.05.2026
A+
A-

Dünyanın en fazla Peugeot satan üçüncü ülkesi konumuna yükselen Türkiye, Wuhan’da üretilecek yeni modellerin doğal hedef pazarı. Ama arada ciddi bir engel var: Çin menşeli araçlara uygulanan gümrük duvarı. Peugeot ve Stellantis bu denklemi nasıl çözecek?

Otomotiv dünyası, haftalardır beklenen büyük hamleyi nihayet gördü. Stellantis ve Çin’in köklü ortağı Dongfeng, 15 Mayıs Cuma günü 1,2 milyar dolarlık anlaşmayı imzaladı. Peugeot ve Jeep markalı araçların Çin’de üretileceğini duyuran iki şirket, ileriki dönemde daha derin bir iş birliğine kapı aralamaktan da çekinmedi. Toplam yatırım tutarı 8 milyar yuan’ı, yani yaklaşık 1 milyar euroyu aşıyor. Stellantis’in bu yatırımdan yalnızca 130 milyon euroluk pay üstleneceği dikkat çekiyor; ağır yükü sırtlayan taraf Dongfeng olacak. Stellantis CEO’su Antonio Filosa, “Stellantis ve Dongfeng, güçlü yönlerinden daha fazla yararlanmaya ve dünya çapındaki müşterilerin güvendiği markalardan, en ileri elektrikli araç teknolojilerine sahip yepyeni araçlar sunmaya hazır” dedi.

Wuhan’dan dünyaya

İki şirket, Wuhan’daki ortak fabrikada iki yeni Peugeot markalı yeni nesil elektrikli aracı ile iki Jeep markalı NEV üretecek. Bu kategoride tam elektrikli araçlar ile plug-in hibrit modeller yer alıyor. Üretimin 2027’de başlaması planlanıyor; araçlar hem iç pazara hem de ihracata sunulacak. Peugeot’nun yeni modelleri, markanın 2026 Pekin Otomobil Fuarı’nda tanıttığı konsept araçların tasarım diline dayandırılacak. Jeep cephesinde ise off-road odaklı iki yeni model geleceği bildiriliyor; ancak Stellantis ayrıntılar konusunda sessizliğini koruyor.

Stratejinin arka planı: Çin artık teknolojiyi veriyor

Bu anlaşmayı sıradan bir üretim ortaklığından ayıran asıl fark, teknoloji transferinin yönünde saklı. Batılı üreticiler artık Çinlilere teknoloji öğretmiyor; tam tersine, en ileri teknolojiyi Çin’den alıyor. Peugeot Global CEO’su Alain Favey bu gerçeği açıkça kabul ediyor: “Çinli üreticilerin sürüş destek sistemleri, otonom teknolojiler, bataryalar ve verimli plug-in hibrit konusunda kaydettiği ilerleme ortada. Bugün en verimli teknolojiler Çinli üreticilerin elinde. Bu yüzden fikrimiz, onların sahip olduğu bu altyapıyı alıp bizim çok iyi yaptığımız şeylerle birleştirmek.” Anlaşma, elektrikli araca geçişte zorlanan ve Fransa, İtalya ile Almanya’daki fabrikaları kapasitenin altında çalışan Stellantis için kritik bir hamle olarak değerlendiriliyor.

Türkiye boyutu: Dünyanın en önemli Peugeot pazarlarından biri

Bu stratejik dönüşümün gölgesinde Türkiye’nin yeri ise her geçen yıl daha da belirginleşiyor. Türkiye, Peugeot için artık sıradan bir satış noktası değil; küresel kararları doğrudan etkileyen bir güç merkezi. Peugeot Türkiye Marka Direktörü Gupse Kaplan, 2025 yılını şu sözlerle özetledi: “Daha önce 2025 yılının markamız açısından performans modu olacağını söylemiştim. Gerçekten de 2025, performansımızı en etkin biçimde göstereceğimiz, her alanda tüm gücümüzü ortaya koyacağımız ve başarımızın aslında tesadüf değil sürdürülebilir olduğunun altını çizeceğimiz bir yıl oldu.”

86 bin 459 adetlik rekor satışla Türkiye, dünyada en fazla Peugeot satılan üçüncü ülke konumuna yükseldi. Kaplan bu tabloyu şöyle aktardı: “Artık Peugeot dünyasının ilk 3 podyumundayız. 2024 yılını 5’inci sırada bitirmiştik. Yıl içinde özellikle yaz aylarında tüm Peugeot satılan ülkeler arasında ikinci olduğumuz dönemler de yaşandı. Hafif ticari araç satışlarında ise tüm dünya sıralamasında Türkiye ikinci sırada.”

Dünyada en çok 408 satan ülke Türkiye

Kaplan’ın özellikle altını çizdiği bir veri daha var: “408 modelimiz bizi Peugeot dünyasında lider konumda tutmaya devam ediyor. 2023 ve 2024’ün ardından 2025 yılında da dünyada en çok 408 satan ülke Türkiye oldu.” Üst üste üç yıl boyunca aynı modelde küresel liderlik, markanın Türkiye’ye bakışını köklü biçimde değiştirmiş durumda. Global CEO Favey de bu gerçeği teyit ediyor: “Türkiye sadece adet olarak değil, değer olarak da büyüyen bir pazar. Hafif ticari araçlarda yerel üretimimiz de var; bu yüzden Türkiye, yaptığımız işlerin değeri açısından büyük bir rol oynuyor.”

Kritik engel: Çin menşei ve gümrük duvarı

Ancak Türkiye’nin bu anlaşmadan doğrudan ve kısa vadede yararlanabilmesinin önünde ciddi bir hukuki engel bulunuyor. Türkiye’de yürürlükte olan mevzuata göre, AB ve serbest ticaret anlaşması imzalanan ülkeler menşeli olmayan elektrikli ve haricen şarj edilebilir hibrit araçların Türkiye’ye ithalatı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın izin belgesine tabi tutulmakta. Çin bu muafiyet kapsamının dışında kaldığından, Wuhan’dan çıkacak araçlar Türk mevzuatı önünde ciddi engellerle karşılaşacak.

Üstelik Türkiye, Çin menşeli benzinli ve hibrit otomobillere uygulanan ilave gümrük vergisini 2025 itibarıyla yüzde 40’tan yüzde 50’ye çıkardı. Elektrikli araçlarda ise 8.500 dolar ya da yüzde 30 ek vergiden hangisi yüksek çıkıyorsa o esas alınıyor; bu yük ÖTV ve KDV ile birleşince araç fiyatları adeta katlanıyor.

Avrupa üzerinden gümrük duvarı aşılabilir

Peki bu denklem çözümsüz mü? Hayır, ama çözüm kolay da değil. Stellantis ve Peugeot’nun önünde birkaç seçenek var: Araçlar teknik olarak Çin’de üretilse bile, Avrupa’daki bir Stellantis fabrikasında montaj veya ek işlem görerek AB menşei kazanabilir ve böylece Türkiye’nin gümrük duvarını aşabilir. Nitekim Peugeot CEO’su Favey, yeni modellerin yalnızca Çin’e değil dünya geneline satılacağını açıklarken, basına yansıyan bilgilere göre Stellantis’in Avrupa’daki atıl fabrikalarını Dongfeng’e açma karşılığında Çin’de üretim yapma imkânı elde ettiği de konuşuluyor. Bu senaryoda araçların Avrupa’dan Türkiye’ye gelmesi, gümrük duvarını ortadan kaldırabilir.

Özetle Stellantis’in bu stratejik hamlesi, kısa vadede Türkiye pazarına doğrudan araç getiremese de uzun vadede Peugeot’nun ürün gamını ve rekabet gücünü besleyecek. CEO Filosa’nın 21 Mayıs’ta açıklaması beklenen kapsamlı uzun vadeli strateji netleştiğinde, Türkiye’nin bu yeni tablodaki rolü daha da belirginleşecek. Dünya genelinde en fazla Peugeot satılan üçüncü ülkenin bu süreçte seyirci kalmayacağı ise neredeyse kesin.